OKURKEN DİNLE

29 Aralık 2014 Pazartesi

Nike' nin önerisi "Tasarım Pasta"

        Yeni yıla belki güzel bir pasta yaparak girmek ister misiniz ? Yılbaşı akşamı gibi özel  günlerde yapabileceğiniz    bir tarifim  var.  Ben yaptım, çok beğendim.İsmini ben koydum.Ne çizersen çiz senindir mantığıyla :
              
                    TASARIM RULO PASTA

         Pandispanya hamuru icin;

        5 yumurta
        5 kahve fincanı un
        5 kahve fincanı toz seker
        Yarım kahve fincanı ılık su
        Kabartma tozu
        Yağ yok

       Yapılışı: Pandispanya hamurunu kabartma tozunu koymadan hazırlayın.Daha sonra yağlı kağıda istediğiniz çizimi yapın.Ben baktığım tarifteki kurdelayı, biraz sanatımı konuşturdum diyelim,içimden geldiğince çizdim.Hamurdan birkaç yemek kaşığı ayırıp ,içine kakao karıştırdırdım ve çizgileri  kaşıkla daha kolay kalınlaştırdım. Anlayacağınız gibi çizimimiz  olan yağlı kağıdı ters çevirip çizimin kenarlarını kakaolu hamurla çizeceğiz.
                 
 Ayrıca da hamurdan az daha alınır ve şeklin içi doldurulur.
Ve şeklimiz 10 dakika 180 derecede pişirilir.
                                 

       Daha sonra kalan hamura kabartma tozu ve  çok az kakao eklenir. Ve 10 dakika pişen şekil tepsimiz ılıdıktan sonra kalan hamur üzerine dökülür 180 derecede üzeri yanmadan pişirilir.

      Tepsiden alındıktan sonra ılıkken ters cevrilir düz zeminde ,yağlı kağıdın olduğu taraftan üzerine ıslak bez örtülür 2, 3 dakika bekletilir… Daha sonra içine pasta kreması ya da kremşanti sürülür ve muz koyulur. Rulo halinde sarılıp buzdolabında bekletilir.  Üzerine az kakao serptim.

        Afiyet olsun

19 Aralık 2014 Cuma

Ah Mucit Terzi Ah

   
  Dünya,insanlığın çabalarıyla şekilleniyor.Farklı farklı izler bırakıyor kimileri insanlığa.Ama kimileri var ki fayda olsun diye çıktığı ,inandığı yolda kendine zarar veriyor.Sonucu ölüm bile olsa...
      Trajik bir olay anlatacağım size.İlk önceleri gerçekliğine inanamadım ve güldüm.Ve sonra içime, videosunu izleyince, bir acı oturdu.
      http://youtu.be/KlHJtJeyMzY
     Bir başarısızlık öyküsünden çok, hazin sonuçlanan bir inancın öyküsü onunkisi. Zamanında birçok mucit hayatını amaçları uğruna kaybetmiştir.En azından faydalı olmak için bile uğraşan, saygıya değer ama bir o kadar şansız insanlardan biri,Franz Reichelt.
      Terzi ve mucit Franz Reichelt,1912 yılında icadı olan paraşüt elbisesini denemek için Eyfel Kulesi'ne çıkmıştır.O zamanki medyayı da bu büyük denemesine çağırmış ;ama yere çakılıp hayatını kaybetmiştir.Ama ilk deneme böyle tehlikeli mi olmalıydı ?Bir insan kulu da durun demedi mi?
      Belki de sonraki denemesinde, şimdi adından başka türlü söz edeceğimiz bir buluşu olacaktı.Çok yazık.
      Bazı olaylar vardır işte,gülsem mi ağlasam mı?Bir ilginç yaşam anı.İster inancından gözü kör olmuş deyip,hayran olun; ister akılsızlık bu deyin. Ben hayallerine kavuşamayan ama trajik bir şekilde kendi sonunu hazırlayan bu insana üzüldüm.
       Sevgiler dostlar...

9 Aralık 2014 Salı

Ve Fazıl Say...

 "Dünya mükemmel olmadığı için sanat vardır"                                                                 Andrey Tarkovski


      Fazıl Say geldi ve gitti.O kadar heyecanla ve çok beklemiştim ki, tadı damağımda kaldı diyebilirim. Geldi, selamladı.Geçen sene geldiğinde bebeğim çok küçüktü, gelememiştim.Her eserden önce ve sonra  eser hakkında açıklamalarda bulundu."Bir program dağıtmadım,içimden geldiği gibi ilerleyeceğim"dedi.
     
-Mozart  Türk Marşı -Osmanlı Viyana'yı  kuşattığı zaman,mehter takımından etkilenmiş Mozart.
-Chopen Noktürn  (nokturne) -Gece müziği Romantik dönem sanatçısı.Veremden erken yaşta ölmüş;eserlerinde bir daha dönemediği Polonya sevdası görülür.Dramı hissedilir notalarından.
-Fazıl Say Gezi Parkı 2014 eseri, dünyanın pekçok yerinde çalınmış; ama Türkiye'de ilk dinleyen kişilerdeniz.Dört bölümden oluşan eserinin ikinci bölümünü çaldı.
1.bölüm;Gezi Park Direniş Gecesi
2.bölüm;Duman altında
3.bölüm;Berkin Elvan
4.bölüm;Yeni umutlar
-Fazıl Say Sait Faik 2014 eseri ,12 bölümden oluşan eserin bir bölümünü çaldı.
...
    Ardından imza töreni yapıldı.
Fotoğraf çektirmedi.  Genel çekimler ve eserlerini imzaladı.
Tuğçe arkadaş bulanık çekebilmiş,  çekti ya sağolsun :)


Ne yapalım her güzelliğin bir sonu var.Ama Fazıl Say'dan canlı dinlemek ve yaşamak çok ayrı bir duygumuş. Çok şanslıyım bugün.

Bu arada canım anneme bebeğime baktığı ve canım kocama hediyesi için çok teşekkürler. Sevgiler Dostlar 

 

8 Aralık 2014 Pazartesi

Bir An Siyah, Bir An Pembe

    Bir melek gelir dünyaya, sonradan bir isim bulan...Benim meleğimin adı "Eylül". Çocuklar, sizi her renge sokuverir.Bir an kırmızısınız, sabır kırmızısı ; ama bir an en toz pembesiniz, dünyanın en huzurlu pembesi.
    İşte tozpembe uyandım bu sabah hayata.Gözlerim  göremedi ışığından; bir tek o sesi ve boynuma sarılan kolları hissetti.
    Öper ve nasıl bir tonsa o, en masum; ama en cilvelisinden...
   -- Aşkım...aşkım ...
   En büyük aşklarda bile böyle uyandırılamazsınız. Bu kadar mutlu uyanamazsınız.Bu kadar gerçekçi, bu kadar içten.
                             
    Güne çok güzel  başladım derken, bir hırsız çaldı emeklerimizi notlarımı, meleğimin resimlerini...Telefonum çalındı. Bu olay iki gün önce oldu; ama ben anca yazabiliyorum yaşadıklarımı.   Neydi , nasıldı ? Ayrıntı vermeyeceğim ; ama helal etmiyorum. İnsan içinde kalabalıkta  böyle bir  şok yaşarken  yaşadığın duyguların, neyse işte kötü hissettim diyelim. İsvicre'ye gitmiştim bu yaz ve oradan almıştım. Daha yeni ve şükür ki imei numarası her şey kayıtlı pasaportta.Siz siz olun şu an bir yere yazın imei numaranızı.*#06# 'ye  basın  ve kayıt edin hemen. Mecburen pasaportuma  kayıtlı olmamış olsaydı imei  numarasını bulamazdım; teknik  takibe sokamazdım..
    Her yaşanandan ders almak lazım demeli...Bir anınız pespembeyken, bir anda, siyaha dönüşebilir.Mesela şu an yazımı okurken keskin konu geçişinde hissettiğiniz renk değişimini düşünün.Koyu siyah olmasın hayatınız.Pembe renginiz bol olsun.Sağlık Olsun. Sevgiler
       

4 Aralık 2014 Perşembe

Bir Film Önerisi


    Bu resim, Zonguldak'ta babası maden işçisi olan 16 yaşındaki Nihal Acar'ın.Ne güzel bir anlatım bütünlüğü.Duygularını bir kız çocuğunun gözünden anlatmış.Babasının aklı sıcacık yuvasındadır. Onları tekrar görebilmek için ışık tutmaktadır zamana.
Ekim Düşü

     Geçen sene bu bir filmi izledim ve çok beğendim. Size bu filmi tanıtacağım.Yukarıdaki güzel resimle  bağlantısı var bu filmin.Ve bu filmi izledikten sonra bu resme tekrar baktığınızda, resmi,  aynı duyarlılıkla ama başka yorumlayacaksınız. Sanat,farklı gözle, esere yorum katabilmektir .Değil mi?
      Filmin Konusu :
....................................
     Gerçek hayat hikayesinden alınmış muhteşem bir film. Özellikle çocuklarınıza izletmelisiniz.1957 yılında Batı Virginia eyaletinde para kazanmanın tek yolu,yer altına girip kömür çıkarmaktan ibarettir. Herkes mecburdur bu yaşama.  Lise öğrencisi Homer  Hickam Jr. bir sovyet uydusu olan Sputnik'in tepelerinden geçmekte olduğunu öğrenince, hemen uzaya gidecek bir roket yapmak için çalışmalara başlar. Önünde inanılmaz engeller olan Homer, babasının itirazlarına rağmen öğretmeni ve üç arkadaşının yardımıyla kendi roketini yapmaya çalışır. Eğitimi, imkânları,maddi desteği yetersizdir; ama yılmaz.Bu engeller içinde neler yaptığını çocuğun gözünden izlerken çok duygulanacaksınız. Ve gerçek olması bu inanılmaz filmi daha da anlamlandırıyor.  İzledikten sonra o küçük çocuğun hayali olarak bakın bu resme. Evde olmayı, ders calışabilmeyi  isteyen...Bakalım sizin yorumlarınız nasıl olacak?
      Sevgiler dostlar.Izlerseniz yorumlarınızı bekliyorum.

Maden Emekçisi

 
                 

      Aydınlıktan karanlığa  giden maden emeçisi,
      Ey yaşamları alınan maden emekçisi
      Dünya Madenciler Günün Kutlu Olsun

      Her meslek zordur ; her iş emek ister.Kimi de böyle maden savaşları yapar her gün, ekmek için, su için, yaşamak için...ülke için, ısınmak için...
   
     Ermenek'te kömür ocağında 28 Ekim'de meydana gelen su baskını nedeniyle 18 işçi mahsur kalmış, arama kurtarma çalışmaları kapsamında halen  5kişi içeride.Maalesef bizim ülkemizde  çok ucuz ölmek.
........................................................................................


2 Aralık 2014 Salı

VİCDANIMIZ ENGELLİ OLMASIN



   Engelleri Kandıralım ! Herkes birer  engelli adayıdır.

   Türkiye’de nüfusun yüzde 12.29′u yani 8.5 milyon kişi engelli..  
   Kaldırım,rampa,sosyal yaşam alanları çoğalsın artık ! Otobüste biri yardım eder nasılsa diye  mi yaşamalı. Nasıl bir  vicdanla yavaş ilerliyor her şey. Zaman akıyor.Engellinin de seninle aynı zamanı var.
 
     Bir annenin notu...
     
     ViCDANIMIZ ENGELLİ  OLMAYALIM ARTIK !!!

 

Yediğiniz Gerçekten SİZE Faydalı Mı?

   
  Sağlıklı Beslenmede ne yediğimiz çok önemli.Belki de çok sağlıklı bildiğimiz bazı besinler sizi hasta ediyor olabilir.Yıllarca sizde problemler yaratarak, kalıcı sorunlar oluşturmuş olabilir.Belki de her gün en sağlıklı dediğiniz yiyecek yüzünden.
       Mesela domates çok faydalıdır.Ama domates herkese sağlıklı iken size dokunuyor sağlıklı bunu nasıl öğrenebilirim ? Peki bunu nasıl anlayabiliriz ?
      Egzama, migren ya da kilo sorununuz mu var.Kilo veremiyor musunuz? Düşünsenize o kadar uğraşıyorsunuz ama zayıflamak için yediğiniz marul size dokunuyor .Metabolizmanızı yavaşlatıyor.Ve kilo veremiyorsunuz. İşte York Testi, size ne dokunuyor  tespit eder. İyileşmenizi, kilo vermenizi engelleyen bir faktörden kurtulmuş olacaksınız.
        York testi bir kan testidir. Bir kez kan alınarak bütün besinler inceleniyor . Sonucunda size ne dokunuyor  öğreneceksiniz.Ve tabiki bağışıklık sisteminiz de güçlenecektir.
        Eskiden diyetisyenler migren hastalarına da genel olarak  peynir, çikolata, kahve...vb olmamalı derlerdi.Şimdi kişiye özel bu testle asıl dokunan gıdayı tespit ederek  migrenden  kurtulabilirsiniz.
        Hangi besin yararlıdır size, tabiki bunu da öğreneceksiniz.
        İlk İngiltere'de ortaya çıkmış; daha Türkiye ' de yaygınlaşmamıştır.Daha çok İstanbul'da ve özel merkezlerde yapılmaktadır.
       Sağlık açısından eğer ki kronik bir probleminiz varsa mutlaka yapılmalı.Çünkü insan bazen o kadar çaresiz kalır ki, ne yapsam olmuyor ne dir bu der durur.İşte bu kısır  döngüden  kurtulun. Neden size çaresi olmasın ki.Bir an önce Türkiye de yaygınlaşması dileğiyle.Sevgiler.

Gülümseme Kulübü' ne Hoşgeldiniz

      İki günde bir yazıyorum;ama temposunu tutturmayı başaracağım. Öyle ki, bir küçük Eylül meselem var.En tatlı meselem. Blog yazarlığı ile dengelemek şu an yeni olduğum için, olacak daha.
       Geçen yazımda ağlamak ve sanat birlikteliğine örneklendirmeler yapmıştım.Bugün konumuz gülmek olsun.Ama bu gülmek diğer bildiklerinizden çok farklı.
       Hani kimi insan vardır zor güler; çünkü öyledir mizacî. Ama kimi de vardır güler yüzlü , içten.Ki ne mutlu ona.Ama bir de gülmek isteyip de gülemeyenler vardır .İçinde fırtınalar kopar , gülemez...Ve belki de intiharın eşiğine gelir.
       1930'lu yıllarda Budapeşte'de intihar vakaları artmış.    İnsanlar   kendilerini Tuna Nehri'ne atıyorlarmış. Hatta intiharı engellemek için devriye ekipleri  bile kurulmuş. Bunun nedenini de "Gloomy Sunday " şarkısının neden olduğu tahmin ediliyor.http://youtu.be/KUCyjDOlnPU

      Durum böyle olunca Budapeşte" İntihar Şehri " olarak anılır olmuş.
      Ve bir fikir atılmış ortaya : "Gülümseme  Kulübü."



      İntihar olaylarını engellemek için kurulan bu kulüpte insanlar, resimde gördüğünüz bu ilginç maskeleri takarlarmış .Amaç, insanlara belli eğitimlerle gülümsemeyi öğretmek.
      Profesör Jeno ve hipnoz üzerine çalışmalar yapan Binczo’nun öğretim üyesi olduğu bu kulüp, insanlara çeşitli tekniklerle gülümsemeyi öğretiyormuş.Bir Mona Lisa gülüşü mü istersiniz, Clark Gable gülüşü  mü?
   
   
      Tüm bu olaylar bir gazetenin haberiyle patlak vermiş. Gerçekliği bazı sitelerde tartışılıyor.Ne olursa olsun haberini okumak bile birkaç insanı gülümsettiyse ne mutlu o gazeteye.Benim yazımı okurken de gülümsediyseniz ne mutlu bana. Sevgiler dostlar.

30 Kasım 2014 Pazar

Sanat ve ağlamak

           Ağlamak ne çok sanat dalının hep baş kahramanıdır.Şarkılar dinlerken,bugün farkettim. Olmayan yok gibi içinde ağlamayı konu almayan.
   "Ağlasam
    Sesimi duyar mısınız mısralarımda,
    Dokunabilir misiniz gözyaşlarıma
    Ellerinizle ?"
    Orhan Veli Kanık
..................................................
    "Kafesli evlerde ağlar çocuklar,
    Odalarda akşam olurken henüz..."
    Necip Fazıl Kısakürek
..................................................
  • Sezen Aksu "Ağlamak Güzeldir"
  • Zeki Müren"Ağlama Değmez Hayat"
  • Sezen Aksu " Sen Ağlama"
  • Pinhani "Ağlama". 
  • Picasso "Ağlayan Kadın"

  • Ağlayan Kadınlar Lahdi
  •   En ağlatan film "Black"

  
      Sözlerle kalsa keşke ağlamak ...Bir Şiirde , bir şarkıda...Ve bitse...
      Kimse ağlamasın ,özellikle  çocuklar ağlamasın, Irak'taki, Filistin'deki çocuklar ,Taylan'da saklanan o Uygurlu çocuklar ağlamasın...
     Gülebiliyorsanız gülün...Hayat çok güzel.
    Sanat konu etsin insanî bu , bazen yalancı, bazen gerçek  duygu yansımasını...
     Ayrı konu başlığı yapacağım tabiki "Ağlayan Çocuk Tablosu 'nu."

Lanetli  Söylentisi

 İtalyan ressam Bruni Amadio tarafından resmedilmiştir, “Ağlayan Çocuk” .  Dünya çapında üne ulaşmış.Bu tatlı resmin lanetli olduğunu duyan yoktur heralde.Ben de ağlama konusunda araştırma yaparken buldum çok şaşırdım.Resim “lanetli” denmeye başlanmış.Çünki bu resmin bulunduğu evlerde, yangın çıkıyor, her şey kül olsa da, bir tek bu resim sağlam kalıyormuş.  1985’te İngiliz The Sun gazetesi, okuyucularıyla birlikte bu resimden kurtulma kampanyası bile başlatmış.  Yüzlerce okuyucu, gazetenin binasının önünde toplanarak, “lanetli” resimleri ateşe vermiş.

Şükür ki,iletişim bu denli hızlı olmadığından İngiltere’deki lanetleme haberlerine Türkiye’nin ilgisi olmamıştır.Yoksa bizde neler olabilirdi düşünmek bile istemem.Hepinize güler yüzlü ama sanat dolu günler dilerim.Sevgilerle dostlarım.Gülümseyin!

27 Kasım 2014 Perşembe

Beethoven 'ı Anlamak

Ludwig van Beethoven

          İnsanları bir bakışta yargılarız ya bazen,ben de hiç tanımıyor gibi baktım resmine.Şu adama bakar mısınız ?.Nasıl da kızgın, sinirli...Çatık kaşlarının altında hiç güzel duygular yokmuşcasına...İsyan eder gibi.Saçlarıyla sanki sağır kulaklarını örtmek ister gibi...
       İsyanı kimeydi? Onu çok zorlayan babasına mı, sekiz özürlü kardeşin tek sağlam çocuğuyum derken ,otuzbir yaşında sağır olan kulaklarına mı, kaderine mi...
      O aslında klasik müzik tarihinin en büyük sanatçılarından Ludwig Van Beethoven ' dır.
      Belki de gerçekten isyan edecek, bilinene göre intihar girişiminde bulunacak ama yılmayacaktı.Ruhuna , içine işleyen notalardan kulakları can bulacak ,dışarıyı duymasa da, 9. Senfoni'yi besteleyecekti.İşte böyle bir isyandı onunkisi. Herkese örnek bir isyan.
        Onu ilk ortaokulda gördüm, duydum.Kimbilir nerden, bir okul zil sesinden belki  de.Ama öyle içine aldı ki kim, kimin nesi bu melodiler,kimin ellerinden ?Elimde sadece kim olduğunu öğrendikten sonra,bir  eski tip kaset vardı.Öyle ki internet yok, Cep telefonu yok...Bir yerden bulduğum bir resmini kara kalem çizdim ve yapıştırdım derme çatma doldurduğum o kıymetli kasetime, kendimce değerli kılmak için.Onun bu kadar özel bir insan olduğunu bilmeksizin. Öğrenince boşuna değilmiş dedim.
    Der ki:" Gözlerimle işittiğimi, Kulaklarınızla göreceksıniz."
     Öyle ki 26 yaşındayken başlayan işitme rahatsızlığı,zaman sonra  tamamen işitme duyusunu kaybetmesiyle sonlanmıştır.Bir müzisyen için nasıl bir kötülüktür bu !Ama dedim ya bu isyan aşkla ruh bulmuş, duymayan kulakları ruhen 9. Senfoniyle duymaya başlamıştır.
   Bilmeyen yoktur belki, ama yeni öğrenecekler vardır muhakkak.Benim gözümle bakın bu ''Neşeye Övgü''yapan insana (9.Senfoni)bir de böyle tanıyın istedim .Bir de böyle dinleyin lütfen...Boşuna Sanat tarihine isminiz koyu renkle yazılmıyor. .

24 Kasım 2014 Pazartesi

SOĞAN KÜRÜ MUCİZESİ



     
  Size bugun sogan küründen bahsedecğim.Beni bilenler bilir herkese yardimci olabilmek icin ogrendiklerimi paylasirim tabiki öncelikli doktora görünmelisiniz uyarısıyla ya da alerjik  durumuna gore. Sayın Prof. İbrahim Saraçoglu'nun bu kürünü önce kendim uyguladim ve cok faydasını gördüm.Poliskistik over vardi bircok tane.İlaç tedavisiz yok oldular.
        Bir aile dostumuza onerdiğim bu kürü uyguladığını ve 2 senedir hormon ilaçlarının vermedigi faydayı,40 gunde verdiğini oldugunu soylerek bana tesekkur etti.Faydam olduysa ne ala ama asıl  teşekkür Saraçoğlu'na.            
...............................................................................................................................................................                                         
                                             
                
         -1adet açık kahverengi kabuklu kuru soğan 
         -1bardak klorsuz su.
...............................................................................................................................................................
                                       UYGULAMA 

  • Klorsuz iki bardak suyu kaynatın. Orta boy 1 adet kuru soğanın en dıştaki ince kabuğunu soyunuz. Daha sonra 4’e veya 6’ya bölerek kaynayan suyun içine atınız. 5 dakika ağzı kapalı olmak şartıyla kaynatınız. Sonrasında ocaktan indirip ılımasını bekleyiniz.
  • Ilındıktan sonra süzerek, öğle yemeğinden 10 dakika önce bir su bardağı içiniz. Akşam yemeğinden önce de aynı şekilde taze olarak hazırlayarak içiniz. Bardak, ılıktan birazdan sıcakken içilmeyen başlanmalıdır   ........................................................................................................................................................                                      UYGULAMA SÜRESİ                                                            
      Kuru soğan kürünün uygulanması süresi 15 gündür. Altı ayda bir tekrar edilebilir
...............................................................................................................................................................
                                FAYDALARI
  • •Polikistik over sendromu tedavisinde faydalıdır.
  • •Kadınların yaşadığı adet düzensizliğini ortadan kaldırmaya oldukça etkilidir.
  • •Menopoz şikayetlerini azaltmak için içilmelidir.
  • •Vajinal akıntılarda kullanılmalıdır.
  • •Kıl dönmelerinde fayda sağlayacaktır.
  • •Hamile kalmak isteyenlerin, sorunlarına çare olacaktır.
  • •Ciltte çıkan iltihaplı sivilce ve aknelerde tedavi edicidir.
  • •İçeriğindeki sulfosid nedeniyle antibiyotik özelliğine sahiptir.
  • •Dolaşım sistemini düzenler.
  • •Bağışıklık sistemini güçlendirici etkileri bulunmaktadır.
  • •Vücutta meydana gelen yağlanmayı azaltacağından, zayıflamaya yardımcı olur.
  • •Stres giderici ve balgam söktürücü etkileri vardır.
  • •Prostatta oluşan iltihapları azaltıcı etkileri nedeniyle, ağrıların azalmasına yardımcıdır.
  • •Çiğ soğan tüketimi, yemek sonrasında kandaki total gliserit oranını düşürür.
  • •Sinüzit rahatsızlığının ilerlemesini önler.
  •                                             

22 Kasım 2014 Cumartesi

Nike

   
  Bloğumun ismini merak edenler olabilir.Kimdir ,nedir bu Nike.?Üniversitede okurken, arkeolojinin en temel unsurlarından biri olan  mitoloji cok karışık gelmişti bana  ama çok zevkliydi.İlk derslere başladığımızda şaşkına döndüğümü hatırlıyorum.Nasıl ya şimdi Aphrodite köpüklü dalgalardan mı doğdu?Mantığınız biraz nerdeyim ben yahu dedirtse de sonradan neyi nereye koyacağını bilince bunu ben biliyorum diyorsun.Bence beni en etkileyen tanrıçalardan birine gelelim.Nike...
       Nike zafer tanrıçasıdır.Şimdi ben size Heseidos'a göre,Nike Pontos'lular soyundan, Pallas'la Okeonos kızı desem aklı karışanlar olabilir.Gelin siz mitolojisi en oluru masal kahramanı gibi okuyun o zaman daha zevkli gelecektir.Bebeğime bazen sade mitlerden okuyorum daha anlamıyor iyiki :) Ama mitoloji ya da ne oğrenirseniz, mesela nike'nin  özelliklerini tanıyıp arkeolojik eserler üzerinde bu Nike derseniz,ya da demek isterseniz bence arkeolojiden hoşlanacaksınız.(Bilmeyenler için)
       Nike , Roma mitolojisinde Victoria ismiyle bilinir.Uçabilen ve insan görünümündedir.Benim çizimimde kullandığım orjinal heykeli 1863 yılında Samothrace'de bulunmuştur.Paris Louvre Müzesi nde sergilenir.
       Nike deyince tabiki akla hemen belli bir marka gelir.Arkeoloji,eskiçağ tarihinde yer etmiş kültürlet,eserler vb. bir markanın ismi olması bence o markaya ismen kalite katıyor.Çünkü Şirketin kurucusu Phil Knight Zafer tanrıçasının ismini tesadüf seçmemistir.O markayı düşünün spor ve zafer cok manalı.Tabi yeri gelmişken belirtelim 1928'den beri olimpiyat madalyalarının üzerinde Nike kabartması ,diğer yüzünde Olimpiyatın düzenlendiği ülkenin yerel motifleri yer alır.
       Daha sonraki bloglarda antik olimpiyatlara da yer veririz.Şimdilikk bu kadar... Sevgiler