OKURKEN DİNLE

2 Aralık 2014 Salı

Gülümseme Kulübü' ne Hoşgeldiniz

      İki günde bir yazıyorum;ama temposunu tutturmayı başaracağım. Öyle ki, bir küçük Eylül meselem var.En tatlı meselem. Blog yazarlığı ile dengelemek şu an yeni olduğum için, olacak daha.
       Geçen yazımda ağlamak ve sanat birlikteliğine örneklendirmeler yapmıştım.Bugün konumuz gülmek olsun.Ama bu gülmek diğer bildiklerinizden çok farklı.
       Hani kimi insan vardır zor güler; çünkü öyledir mizacî. Ama kimi de vardır güler yüzlü , içten.Ki ne mutlu ona.Ama bir de gülmek isteyip de gülemeyenler vardır .İçinde fırtınalar kopar , gülemez...Ve belki de intiharın eşiğine gelir.
       1930'lu yıllarda Budapeşte'de intihar vakaları artmış.    İnsanlar   kendilerini Tuna Nehri'ne atıyorlarmış. Hatta intiharı engellemek için devriye ekipleri  bile kurulmuş. Bunun nedenini de "Gloomy Sunday " şarkısının neden olduğu tahmin ediliyor.http://youtu.be/KUCyjDOlnPU

      Durum böyle olunca Budapeşte" İntihar Şehri " olarak anılır olmuş.
      Ve bir fikir atılmış ortaya : "Gülümseme  Kulübü."



      İntihar olaylarını engellemek için kurulan bu kulüpte insanlar, resimde gördüğünüz bu ilginç maskeleri takarlarmış .Amaç, insanlara belli eğitimlerle gülümsemeyi öğretmek.
      Profesör Jeno ve hipnoz üzerine çalışmalar yapan Binczo’nun öğretim üyesi olduğu bu kulüp, insanlara çeşitli tekniklerle gülümsemeyi öğretiyormuş.Bir Mona Lisa gülüşü mü istersiniz, Clark Gable gülüşü  mü?
   
   
      Tüm bu olaylar bir gazetenin haberiyle patlak vermiş. Gerçekliği bazı sitelerde tartışılıyor.Ne olursa olsun haberini okumak bile birkaç insanı gülümsettiyse ne mutlu o gazeteye.Benim yazımı okurken de gülümsediyseniz ne mutlu bana. Sevgiler dostlar.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder